Genetik Danışma

Genetik danışma, kalıtsal bir hastalık taşıyan veya taşıma riski bulunan kişilere ve bu kişilerin akrabalarına hastalığın seyri ve tedavi yöntemleri, tekrarlama riskleri ve çözüm yolları ile ilgili bilgi verilmesidir. Genetik danışma veren kişinin öncelikli görevi aileye üzerinde tartışılan hastalıkla ilgili bilgileri doğru ve tam olarak aktararak çözüm yolları sunmaktır. Bu nedenle hiçbir zaman genetik danışma yönlendirici olmamalıdır. Aksine tüm bilgiler kişi veya kişilerin anlayabileceği şekilde anlatılmalı ve karar ilgili kişiler tarafından verilmelidir.


GENETİK YAPI

İnsan vücudunu oluşturan hücrelerde yer alan ve çekirdek adı verilen oluşumlar içerisinde vücudumuzun sağlıklı gelişmesi ve fonksiyonlarının eksiksiz çalışması için gerekli olan yapılar mevcuttur. Bu yapılara “genetik yapı”, bu yapılarda meydana gelen değişimler sonrasında oluşan hastalıklara da “genetik hastalıklar” adı verilmektedir.

Normalde çekirdek içerisinde anne ve babadan gelen 23 çift (46) kromozom adı verilen yapılar mevcuttur. Bunların sayısının eksik/fazla olması veya birisinin yapısında eksiklik/fazlalık bulunması durumunda kromozomal hastalıklar meydana gelir.

Tek gen hastalıkları ise, kromozomlar üzerinde yer alan ve gen adı verilen küçük genetik yapılardaki değişimler (mutasyon) sonrasında meydana gelir. Sayısı onbinlere yakın olan bu genlerin her birisi ayrı hücresel işlevlerde görevlidir ve her hücrede 2 kopya olarak bulunur.


FMF HASTALIĞININ KALITIM MODELİ

Çekirdek içerisinde yerleşmiş olan genlerden bir tanesi de her 2 kopyası  değişikliğe uğradığında Ailesel Akdeniz Ateşi'ne neden olan MEFV genidir. MEFV geni 16. kromozomun kısa kolu üzerinde yerleşmiştir (16p13.3).

Ailesel Akdeniz Ateşi kalıtsal bir hastalık olup otozomal resesif olarak kalıtılır. Bir kişide FMF hastalığının ortaya çıkması için anne ve babadan geçen 16 numaralı kromozomlar üzerinde bulunan MEFV gen kopyasının her ikisinde de mutasyon adı verilen genetik değişimin bulunması gereklidir. MEFV geninin tek kopyasında değişim bulunması durumunda bu kişiler taşıyıcı olarak adlandırılırlar ve FMF belirtilerini göstermezler.


AİLE BİREYLERİNDE FMF HASTALIĞI GÖRÜLME RİSKİ

Hasta kişinin ebeveynleri (anne ve babası)

  • Anne ve baba FMF hastalığı için heterozigot taşıyıcıdırlar. Diğer bir deyişle, MEFV geninin sadece 1 kopyasında genetik değişimi taşırlar.
  • Heterozigot kişilerde hastalık belirtileri gözlenmez.
  • Hastalık sıklıkla taşıyıcı anne babaların çocuklarında gözlenir. Ancak; taşıyıcılık sıklığının yüksek olduğu ve/veya akraba evliliğinin sık gözlendiği toplumlarda, hasta bir kişi ile taşıyıcı bir kişinin veya 2 hasta bireyin evlenmesi sonrasında da FMF hastalığına sahip çocuklar doğabilmektedir.

Hasta kişinin kardeşleri

Eğer her iki ebeveyn de taşıyıcı ise

  • Her yeni gebelikte hasta bir bebeğin doğma ihtimali %25 iken sağlıklı olma şansı ise %75'tir (%25 sağlıklı, %50 taşıyıcı-sağlıklı).

Hasta kişinin çocukları

  • Hasta kişinin tüm çocukları MEFV genindeki iki değişiklikten bir tanesini mutlaka alır ve FMF hastalığı için taşıyıcı olurlar.
  • Bu nedenle, hastalığın çocuklarda ortaya çıkmasında belirleyici olan hasta kişinin eşidir.
  • FMF hastalığı saptanmış bir kişi FMF için taşıyıcı olmayan bir kişi ile evlenirse tum cocukları sağlıklı olacaktır. Ancak, çocukların taşyıcı olma riski %50'dir.
  • FMF hastalığına sahip bir kişi, FMF taşıyıcısı ile evlenirse her gebelikte %50 hasta, %50 taşıyıcı çocuk doğma riski mevcuttur.
  • İki FMF hastasının evlenmesi durumunda tüm çocuklarında Ailesel Akdeniz Ateşi görülecektir.

Hasta kişinin yakın akrabaları

  • FMF hastalığına sahip kişilerin yakın akrabaları (kuzen vb) FMF taşıyıcılığı için risk altındadırlar. Ülkemizde FMF hastalığı için taşıyıcılığın yüksek olması ve/veya akraba evliliğinin yaygın olması nedeniyle risk altındaki kişiler mutlaka uyarılmalıdırlar.

FMF TAŞIYICISI BİREYLERİN SAPTANMASI

FMF taşıyıcılığının saptanabilmesi için hastalığa neden olan MEFV gen mutasyonunun mutlaka bilinmesi gereklidir. Bu nedenle; genetik testler, ilk olarak FMF tanısı almış kişide (proband) yapılmalıdır. Eğer yapılan testler sonrasında hasta kişide mutasyon belirlenmiş ise, risk altındaki kişiler kolay, hızlı ve güvenilir şekilde taşıyıcı olup olmadıklarını öğrenebilirler.


PRENATAL TANI

Genetik hastalıklar, hamileliğin 11. haftasından itibaren alınan fetal örneklerden elde edilen DNA'nn analiz edilmesi ile gebelik döneminde saptanabilmektedir. Prenatal tanı yapılabilmesi için hastalığa neden olan mutasyonlar gebelik öncesinde tanımlanmış olmalıdır.

FMF; erken tedavi ile prognozun iyi olduğu tedavi edilebilir bir hastalık olması ile diğer genetik hastalıkların çoğundan ayrılır. Bu nedenle de gebeliğin sonlandırılması için gerekli olan şartlar FMF hastalığı için geçerli değildir. Etik açıdan doğru bulunmadığı için günümüzde FMF için prenatal tanı uygulanmamaktadır.


PREİMPLANTASYON GENETİK TANI (PGT)

Tartışmalı olmakla birlikte, hastalığa neden olan mutasyonun bilindiği ailelerde yardımcı üreme teknikleri (IVF-tüp bebek) kullanılarak embriyo aşamasında genetik tanı yapılabilir. Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) adı verilen bu işlem ilk başta aileler tarafından kolayca benimsenen bir yöntemdir. Oysa uygulamada anlatıldığı kadar basit değildir. Bu nedenle, yöntemin avantajlarının yanısıra yüksek maliyet, hata payı (%5), hormon ilaçlarının kullanılımı ve gebelik garantisinin olmaması gibi dezavantajlarının da olduğu PGT işlemi öncesinde çiftlere çok iyi anlatılmalıdır.